Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!
Kâlpler ancak Allah'ı zikir ederek huzur bulur. (Ra'd/28)
  • GÜNÜN SÖZÜ

    Nasıl olsa düşüneceksin,
    O zaman büyük düşün!

Makâle İnsanoğlu Sermayesini Doğru Kullanabiliyor mu?

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Enfâl
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Öne çıkan
📗 KONU İÇERİĞİ
  1. 📜 Makâle

Enfâl

⭐ Kurucu
Üyelik Tarihi
1 Şubat 2025
Mesajlar
511
Puan
41
Konum
İslâm

Sağlık ve boş vakit gibi en değerli sermayemizi dünya heveslerine mi yoksa ebedi hayra mı yatırıyoruz?​

İlahi kelamın gönderiliş hikmetlerinden biri de insanoğlunun dünya ve ahiret dengesini kurmasını sağlamak, nihayetinde dünyaya ve ahirete gerektiği kadar kıymet vermeyi öğretmektir.

Dünya Hayatı Gerçekte Nedir?​

Bu manada Kur’ân-ı Kerîm’de dünya ve ahiret arasında yapılan kıyaslamalar ve aldatıcı, nefse hoş gelen dünya hayatının gerçekte neye benzediğini anlatan ayetler dikkatimizi çeker. Bunlardan birinde Yüce Rabbimiz, dünya hayatının gerçekte ne olduğunu bizlere şu şekilde bildirir:

“İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler.”[1]

Anlaşılan o ki göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçen bu hayat, gafletle geçirildiğinde bir aldanma yurdudur. Habîb-i Kibriyâ Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem de dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret hayatının sonsuzluğunu şu çarpıcı benzetmeyle anlatır: “Sizden biriniz parmağını denize daldırsın da sonra çıkarsın. Parmağının ne ile döndüğüne bir baksın! İşte dünya, ahiretin yanında ancak bu kadardır.”[2] Efendimiz (s.a.v.) bu durumu unutturmamak adına da Hendek savaşı gibi en hassas, en çetin durumlarda “Gerçek hayat ahiret hayatıdır”[3] nasihatini tekrarlar ve gafletle geçirilecek israf edilecek bir anın bile olmadığına işaret eder.

Gaflet ve Aldanma: Dünya Ehlinin Misali​

İmam Gazzâlî, İhyâü ulûmi’d-dîn adlı eserinde insanların fani dünya lezzetleri karşısındaki duruşlarını şu güzel misalle gözler önüne serer:

“Bil ki dünya ehlinin gafletteki misali, bir gemiye binip güzellikleri, nimetleri bol bir adaya ulaşan ve ihtiyaç gidermek için dışarı çıkan bir topluluğun misali gibidir. Kaptan onlara şu uyarıda bulunmuştur: “Burada oyalanmaktan sakının. İhtiyaçlarınız kadar bu adada kalın. Aksi takdirde vakti geldiğinde gemiyi kaldırırım. Vaktinde dönmeyeni geride bırakırım!”

Bu uyarı üzerine bazıları acele ederek hemen geri dönmüş ve en güzel ve en geniş yerleri bulup oraya yerleşmişlerdir. Geri kalanlar ise gruplara ayrılmıştır:

Birinci grup: Adanın büyüleyici çiçeklerine, çağlayan nehirlerine, hoş meyvelerine, cevherlerine ve madenlerine bakmaya dalmışlardır. Sonra uyanmışlar ve gemiye aceleyle dönmüşler, hemen dönen birinci grup kadar olmasa da kendilerine yetecek kadar yer bulmuşlar ve genel olarak kurtulmuşlardır.

İkinci grup: Bunlar da birinci grup gibi adadaki cevherlere, meyvelere ve çiçeklere yönelmişler fakat nefisleri o cezbedici güzellikleri bırakmaya razı olmadığı için taşıyabildikleri kadarını yüklenmişlerdir. Kendilerine hoş gelen o şeyleri toplamak ve taşımakla meşgul olmuşlar, gemiye ulaştıklarında birinci gruptakilerden daha dar bir yer bulmuşlardır. Bu arada taşıdıkları şeyler kendilerine yük olmuş; çok geçmeden atmaya kıyamadıkları çiçekler solmuş, meyveler kurumuş ve rüzgârlar şiddetlenmiş, bu yüzden taşıdıklarını atmaktan başka çare bulamamışlar ve ancak canlarını kurtarabilmişlerdir.

Üçüncü grup: Ormanlara dalmış ve kaptanın uyarısını unutmuşlardır. Sonra onun ayrılık çağrısını duymuşlar, döndüklerinde geminin gitmiş olduğunu görmüşler ve yanlarında getirdikleriyle karada kalmışlar, nihayet helak olmuşlardır.

Dördüncü grup: Gafletleri çağrıyı duymalarını engellemiş ve gemi hareket etmiştir. Onlar da kendi içinde gruplara ayrılmışlardır. Kimini vahşi hayvanlar parçalamış, kimisi yolunu kaybedip helak olmuş, kimisi açlıktan ölmüş, kimisini de yılanlar sokmuştur.

Gazzâlî bu misalin ardından der ki: İşte bu, dünya ehlinin geçici hazlarla meşgul olmaları ve işlerinin sonucundan gafil olmalarının misalidir. Kör olmadıklarını ve akıllı olduklarını iddia eden bir kimsenin, altından ve gümüşten taşlarla, çiçeklerin ve meyvelerin kurularıyla aldanması ne kadar çirkindir. Oysa ölümden sonra bunların hiçbirini yanında götüremeyecektir. Yardım ancak Allah'tandır.”[4]

Dünya Hayatı Bir Ticaret Gemisi Gibidir​

Hayat, rotası geçici dünyadan sonsuz ahirete olan bir ömürlük ticaret gemisi misali; Allah Teâlâ tarafından meccanen lütfedilmiş sermayelerin etrafında, kazananlar ve aldananların bir müddet oyalandığı bir mekân. Bu sebeple olmalı ki Yüce Rabbimiz “Size öyle bir ticaret göstereyim mi ki, sizi acıklı bir azaptan kurtarsın...” buyurmaktadır. Ayetin devamında o kazançlı ticaret şöyle anlatılır: “Allah’a ve Rasûlü’ne gerektiği gibi inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihâd edersiniz. Eğer bilirseniz, sizin için hayırlı olan budur.”[5] İnsanın misali ise bu ticarethanede sermayesinin selametiyle birlikte kar elde etmeye çalışan bir tüccar. Kar elde etmenin yolu da muamele ettiği kişileri iyi araştırması, dürüstlük ve mahareti elden bırakmamasıdır ki aldanmasın.

En Kıymetli Sermayemiz: Sağlık ve Boş Vakit​

Hz. Peygamber (s.a.v.) de “İki nimet vardır ki insanların çoğu onlarda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit”[6] mealindeki hadis-i şeriflerinde insanoğlunu sermayesi sağlık ve boş vakit olan bir tüccara benzetmektedir. Yukarıda zikrettiğimiz ayetle bağlantılı olarak kul bu sermayeyi Allah’a iman, nefisle ve din düşmanıyla cihat yolunda kullanması gerekir ki dünya ve ahiret hayırlarını kazansın ve bu nimetlerin şükrünü eda edebilsin. Fakat hadiste geçen “İnsanların çoğu onlarda aldanmıştır” sözü, Allah Teâla’nın “Kullarımdan şükredenler pek azdır”[7] sözü gibidir. Ne yazık ki insanoğlunun pek azı bu sermayesini yerli yerinde değerlendirip beka âlemine göçen geminin kaptanı kalkış düdüğünü çaldığında vaktinde, azığı yanında ve ferah bir yer tutarak gemiye binebilmektedir. Hasılı, dünya hayatının bir oyun, eğlence ve gelip geçici bir heves olduğu gerçeği, hem ilahi kelamın hem de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) çarpıcı benzetmeleriyle apaçık ortadadır.

Akıllı Tüccar Misali: Sermayemizi Doğru Kullanmak​

İmam Gazali'nin adadan ayrılan yolcular misaliyle gözler önüne serdiği gibi, bu kısa durakta mal ve evlat çokluğu yarışına dalıp asıl varış noktası olan ahireti unutmak, telafisi mümkün olmayan büyük bir kayba yol açabilir. Unutmamalıyız ki bize sunulan sağlık ve boş vakit gibi sermayeler, sonsuzluk yurduna doğru yaptığımız bu yolculukta bizi kurtuluşa erdirecek en kıymetli azığımızdır. Rabbimiz bizleri akıllı tüccar misali, bu sermayeyi doğru değerlendirebilen, ticaretini ticareten len tebûr (asla zarara uğramayacak bir ticaret)[8] kılarak ebedi hayrı kazanabilen kullarından eylesin.

Dipnotlar:

[1] el-Hadîd 57/20.

[2] İbn Mâce, “Zühd”, 3.

[3] Buhârî, “Cihad”, 32.

[4] Gazzâlî, İhyâü ulûmi’d-dîn, 3/217.

[5] Saff 61/10-11.

[6] Buhârî, “Rikâk”, 1.

[7] Sebe’ 34/13.

[8] Fâtır 35/29.

Kaynak: Semih Yolaçan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 477​
 
Mühür
  1. enfal.net | İslâmî İçerik Platformu
Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.”
[Taberanî, Câmiu’s-Sağîr, c. 2, s. 12, Hadis No: 1201]
Geri
Üst